15 Mart 2011 Salı


3 gün önce gerçekleşen Japonya depremi ve ardından gelen Tsunami üzerine bir de nükleer santral patlamaları, şimdi ise çarşamba gerçekleşme olasılığı %70 olan 7 üstü artçı depremlerin işlerin çığrından çıktığının resmidir sanırım. Özellikle Nükleer patlamaları durdurmaya çalışan ve soğutma sistemini kontrol altına almaya çalışan japon vatandaşların ölümü gözden çıkarmış olmaları beni öyle çok etkiledi ki, durmadan gözlerim doluyor, içlerinde benim babam, abim olabilirmiş gibi ağlarken buluyorum kendimi. Elimden bir şey gelmemesi o kadar içime oturdu ki uyuyamıyorum bile. Keşke elimden gelse de nükleer sızıntı mızıntı dinlemeden ben de en azından bir can kurtarıp şu içimdeki hiçbir şey yapamama ızdırabına son verebilseydim. Çok bencilce oldu belki ama ben burada %50 7'nin üzerinde deprem tehlikesiyle fosur fosur uyuyup danalar gibi de yayarken orada insanlar çekilen tsunami'nin bıraktığı dehşetle, sevdiklerine ulaşma çabasındalar. Belki uyumadığım için bu kadar depresifim, ama ben bu insanları seviyorum. Seviyorum çünkü kimseye zararı olmayan daima uyumlu ve çalışkan insanlar oldular, onlar gibi deprem ülkesi olmamız ve bizim de sürekli canı burnunda bir millet olmamız yakınlaştırdı bizi belki.

Bir elin parmaklarını geçmeyen bir sayıyla ülkemizden giden kurtarma ekiplerini kızdırmak gibi olmasın ama 3 kişilik bir grupla ne kadar yardımda bulunabilirsin ki? Veli toplantısı mı bu? Bugün fb'den bulduğu eski sınıf arkadaşlarıyla buluşan 20'şerli gruplar var. Nasıl olur da koskocaman Türkiye'den, Japonya'yı en iyi anlayacak ülkeden 3'erli 5'li gruplar gidebilir ya? Umarım bilmediğim, okumadığım şeyler vardır, iç kısmını bilmeden atıp tutuyorumdur şu an. Çünkü bayağı araştırdım gönüllülerin oluşturduğu bir grup var mı diye ama bulamadım.

Ülkemin gerizekalı vatandaşlarının oluşturduğu bazı sosyal platform ve sözlüklerde okuduğum onca yazı da bir gün başımıza gelirse ders alıp alamayacağımızı öngöstermiş oldu bana. Zaten ders almış olsak şimdiye kadar, Koskocaman Deprem ülkesinde 1. kattan kendini camdan atan bir vatandaşımız olmazdı. Japonya olsam şu an yaşadığım Türkiye'ye yardım eli uzatmayı bırak zeytin dalı bile uzatmam. Gerçekten cahiliz, gerçekten acizis ve çenemiz çok boş laf yapıyor.

Sadece bir avuç sevgi ve boş lafla kaybettiği yaşamlar ve gözden çıkarılmış yaşamlar için sabır diliyorum sevgili Japonlara. İzlediğim her güzel anime sonrası "iyi ki varsanız" diyordum umarım varolmaya devam ederler. Bugün ne yapabilirim bilmiyorum ama mutlaka bir şeyler yapmak istiyorum.

11 Şubat 2011 Cuma

Naruto Shippuden 197-198

Ne zamandır suskunluğumu bozmak için Naruto'nun iki güzel bölüm birden arclara girmesi güzel bir neden oldu (tabii işlerimden de kaytarmam için ayrı bir sebep). Ben mi sevgimi abartıyorum bu animeye karşı yoksa siz izleyeciler de benim kadar seviyor musunuz? Elbetteki evde ninja kıyafetleri giyip oradan oraya sıçramıyorum, ayıptır söylemesi 24 yaşında orta yaşlı bir bayanım artık. Ama yaşım, başım, tarzım beni anime izlemeden hatta Naruto gibi popüler bir animeyi izlemekten alıkoyamaz. O yüzden bunları yazarken utanmadığımı ya da anime izlerken "RASENGAN!" diye bağırmadığımı belirtmek istedim.

Uzatmadan konuya gireyim; Danzo'nun anında 6. hokege olması, Sasuke ve saz arkadaşlarının hedefi değiştirmeleri zerre umrumda değildi. Aynı anda mangasını takip etmenin yan etkileri bunlar tabii ki. Yoksa ben de şoke olmuştum. Pain felaketi üzerine bir de Sasuke'nin tuz biber olacağını düşünüyordum okurken, içimi biraz rahatllamıştı (bazen Sasuke bile işe yarayabiliyor).


Asıl uzun zamandır izlediğim en güzel bölüm 198. bölümdü. Tabii, esas duygular o zaman kabardı. Naruto Hidden cloud'dan gelen şinobilere Sasuke yerine kum torbası olması kalbimdeki Sasuke nefretini bir kere daha ateşledi. Pain ve Babasının bu nefret çemberinin son bulabilmesi için Naruto'ya duydukları inanç, Naruto'nun şimdilik bulduğu en iyi çözümlerden biri Sasuke yerine Killer bee'nin öğrencilerinin acısını kendisinden çıkarılmasıydı. Bana göre doğru bir davranış mıydı? değildi tabii ki. Çünkü hepimiz küçükken hata yaptık, hatalarımızdan dolayı bize kızılmasın diye annemizi bir kalkan olarak kullandık, bize kızılması gerekirken bazen annelerimize kızdı babalarımız. Çok saçma bir benzetme olabilir bu, ama Naruto 13 yaşından beri taşıdığı şu lanet olası Sakura'ya verdiği söz yüzünden ve "arkadaşımı geri getirmeyi bile başaramıyorsam, nasıl hokage olmayı hakkederim" tavrı yüzünden bütün bu çileleri çekmeye devam ediyor. Evet hepsi bir sözle başladı. Sevdiği kıza, aşık olduğu erkeği geri getirebilmek için. Ve sözde küçük yaşta kendi gibi biriyle ilk defa karşılaşan Naruto'nun Sasuke'yle kurduğu bağ yüzünden. Oysa ikinci dövüştüklerinde Sasuke Naruto'ya kimseye denmeyecek kadar acı cümleler sarfetmişti "senle ben aynı değiliz, sen başından beri yalnızsın, beni anlayamazsın" tarzı bir şeydi. Neyse geçmiş geçmişte kalmıştır. Şimdiki Naruto'nun tutumu ise salaklık derecesinde bir iyi niyetliliktir. Arkadaşlıkmış pehh, ben arkadaşıma bir kere salak desem ertesi gün kuyumu kazar, üstüme benzin döker yakar beni. Yok böyle bir bağ böyle bir arkadaşlık, belki o yüzden yadırgıyorum Naruto'nun bu davranışlarını. Uzun lafın kısası Naruto dayak yerken ben yiyormuşum sanki Naruto'nun bütün acısını ben taşıyormuşum gibi ağladım. Sanırım ben de bir tür Sai'yim :) (ama Kakaşi gelip bana bunu güzelce anlatmadı :P)

Naruto'nun Reikage ile görüşmek istemesini Kakaşi'nin anlayışla karşılaması ve Yamato'yla eskortlu edecek olması artık Kakaşi'nin de Naruto'yu ne kadar ciddiye aldığının kanıtıdır. Çünkü Naruto Pain'le olan dövüşünde +2 olgunlaştı +1 kalbini dinginleştirmeyi öğrendi +10 güçlendi (Madara'nın işine çomak sokacak kadar hem de).

Geçen seneki bir yazımda da belirttiğim gibi "O yazı" Mangada tam da bu sahnede perişan halde bir insanın içten gülümsemesinin hayatıma nasıl ışık saçtığını belirtmiştim. Evet, gerçekten de hala daha düşüncelerim değişmedi, bir sürü anime izledim üstüne bir sürü sahne sevdim, güldüm, üzüldüm ama hiçbiri Naruto'nun bu gülümseyişi gibi içimi ısıtmadı. Ben de Kakaşi gibi "süper" çekmek isterdim ama onun yerine mutluluktan ağladım :D. Kısaca ben bu filler'ı yüzünden hırpalanan animeyi, baş karakterini itici ve fazla gaz bulanlar'ın aksine seviyorum, çünkü çok fazla anlamlı datte bayo!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...