Daha varmadan yazmaya başlayayım dedim vardığımda o gücü bulamayabilirim. Sanırım önce kedilerimden sonra ailem ve arkadaşlarımdan ayrıldıktan sonrası hatta uluslararası alana girip uçağa binip aradan 2 saat sonra uyuyup uyandıktan sonra ne yaptığımı farkına vardım. Kalktığımda tek başıma koskocaman uçakta ne yapıyorum ben böyle yav dedim. Sonra camdan dışarı baktım ki dünyanın en güzel görüntüsü karşımda duruyor. Rusya üzerindeydik sanırım o sırada ve kocaman ay şehri şehir ışıklarıyla bezenmiş yer yüzünü aydınlatmaya çalışıyor ve biraz yukarısında -tamam belki samanyolunun hepsi değil ama- binlerce yıldız gözlerimin önünde duruyordu. Belki de sırf bu görüntüyü görebilmek için bile böyle bir çılgınlığı yapmam gerekiyordu diye düşünüp hemen kendimi telkin ettim.
Binmeden önce aldığım bir dolu ilaç sağolsun 2-3 saat anca uyutabildi. Nedense onlarca yabancı insan tarafından çevrilmiş olsam da kendimi yalnız hissedemedim veya o korkuya kapılamadım henüz. Bu kısmı daha Narita havaalanına inmeden yazdığım için sonradan fikirlerimde bir değişiklik olacaktır. En kötüsü de bildiğim bütün japoncayı -başlangıç seviyesi o da- unutuverdim. Bir şey olduğunda istemdışı ingilizce tepki veriyorum aradan 2 saniye geçince kafama tüküresim geliyor ama iş işten geçmiş oluyor. La salak diyorum kadın yere düşen sweatini verdi thank you diyeceğine paşalar gibi arigato desene işte ilk bir japonla konuşma fırsatın, ama yok anacım ben kendime acayip bir kıl kapmış şekilde tutuğum.
Dedim ama ilerleyen günlerde yazmaya başladım maalesef :D Nineyle olan ilişkim ise inişte birbirimize gülümsemekten ileri gidemedi. Havaalanı tam bir işkenceydi, bir sürü prosedürle uğraştım. Sonra özel bir taksiyle kalacağım eve geldim. İlk geldiğimde feci gergindim özellikle evle ilgilenen kız geldiğinde çok zor anlattı bana kuralları (yazık kıyamam) İlk günüm yani dün yerleşip insanlarla tanışmak ve derdimi anlatabilmekle geçti ama akşama kadar baktım ki kaynaşmışız. Özellikle Shin (26 yaşında japon) bana çok yardımcı oldu, hatta ilk aldığım şeyleri o ödedi hala ona borçluyum ve kendimi kötü hissediyorum. Eve döndüğümüzde amerikada kalmış oradaki türk bir kız ona cezve vermiş onu gösterdi istiyorsan kullanabilirsin dedi ama ben ne yazıkki kahve sevmiyorum. Akşam koşudan japon ve koreli kızlar geldi Rumi ve Tsubasa'yı biliyorum ama koreli kızın adını bilmiyorum. Hepsi diyette ve durmadan tartılıyorlar. Onlarla yaş kilo boy muhabbeti yaptık gerginliğimi o zaman attım sanırım.
Gece yatarken de tuvaletten çıktığımda karşımda bir adet megane-kun gördüm dişlerini fırçalıyordu iyi akşamlar dedik birbirimize çok çekingen bir şeydi o, hala adını bilmiyorum. Sonra zaten yatağa yattığım gibi uyudum.
Sonra elimdekilerle ne kadar uzağa gidebiliyorsam gittim ve bir baktım ki mahalle maçı var herkes sabahın köründe maçı izliyor yaşlısı genci ben de uzun süre izledim ve sağ taraftaki takımı tutarken buldum kendimi.
Sonra yine ilerlemeye başladım bir baktım ki Tokyo Dome City'e gelmişim eve inanılmaz yakın büyük bir eğlence parkı ve alışveriş merkeziymiş orası. Gider gitmez belki interneti vardır diye starbucks'a oturdum ama bağlanamadım ühühü. Yine de yılmadım resimler çektim. Roller coaster önünde hayvan gibi bir sıra vardı çok binmek istedim ama o sıra bitmezdi. Ben de biraz yanıma gelen serçeyle takılıp sonra tokyo dome city'i altüst ettim. Yer yer aklıma arkadaşlarım ve ailem geldi. Görüp ah bundan keşke şuna buna alsam dedim. Reklamlar üzerinde Kimbap ve Merveciğimin sevdikleri vardı hemen oları çekiverdim.
Makyaj malzemelerini görünce Vudu-shi geldi aklıma onun için resimlerini çekeyim dedim ama ben de kendimden geçtim görünce tabii. Hala ülkemde satılmayan Revlon'u görünce de pek bir sevindim buna Damla çok sevinecektir eminim :D Bir sürü markanın bb cream'i bulunuyor burada hatta deneme dağıttılar bir adet onu kullanıp fikrimi merak edenlerle paylaşırım bir ara.
En son nerede yemek yesem diye dolaşırken yiyecek ve bazı temizlik malzemeleri satın alırken buldum kendimi. Bir kitapçıya daldım tonlarca manga ve türevleri vardı tabii ki. One pieceli mendil gibi bir şey aldım ama ped çıkacak diye korkmaktayım asdasdasd daha önce başıma öyle bir şey gelmişti de...
Onca yer gezdikten sonra çok yoruldum açlıktan bayılmak üzereydim hemen mcdonalds'a oturdum big mac sipariş ettim buradakinden hiçbir farkı yoktu. Sadece ice tea bildiğimiz ice tea değil buzlu siyah çaydı hayal kırıklığımı tarif edemem.
Bugünlük bu kadar anacım. Umarım okurken eğlenmiş ve gezmiş kadar olursunuz. Annemi ablamları ve kedilerimi çok fazla özledim ama beni sürekli arayıp yalnız olmadığımı hissettiriyorlar o yüzden ağlamıyorum. Beni destekleyen bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim.







